bi' tane tarihçi arkadaşım yanımda ortaçağın karanlıkta kalan yönlerini aydınlatmaya çalıştı fakat aydınlatamadı; "Ne olur kimseye söyleme" diye saatlerce yalvardı..
dönemler, anlıklar aynı sonsuzluk gibi demir parmaklıklar getirmekten başka birşey değil..parmaklıkları ha öteye ha yanı başınıza koymuşsunuz ne fark eder?
bizatihi hayat değil midir parmaklıklar -ki bu yüzden özgürlük en büyük yalanlardandır- ? hatta ölüm de değil midir? tahta parmaklıklar.. yanlamasına yatarsınız, yüzünüz toprağa, beriniz tahta parmaklıklara doğru..
bir de zihnin parmaklıkları vardır ya; dönemlerin yatağı; dönemsel "kendi"miz..
sonsuzluk,özgürlük değil; yalanla doğru arasındaki ayrımdan bahsediyorum..
yalanları bırakmalı..



